Dirilişin Hatırlattıkları

By admin on Nisan 5, 2010

Neo : Bu gerçek değil mi? (koltuğu göstererek)

Morpheus : Gerçek nedir? Gerçeği nasıl tanımlarsın? Eğer hissedebildiğin, koklayıp, tadıp, görebildiğin şeylerden söz ediyorsan, gerçek, beyne iletilen elektrik sinyallerinin yorumlanmasıdır.

(Morpheus’un Neo’ya yükleme simülasyonunda söylediÄŸi gerçeklik tanımlaması)

Matrix filmini hepimiz izlemiÅŸizdir. 20 yy.’ın sonunda insanlığın sinemada görsel kaliteyle muhatap olduÄŸu yegane yapıtlardan birisi olmasının dışında içinde barındırdığı derin felsefe ile bir çok kiÅŸinin dünyayı algılayışında farklı bir boyut açmıştır.Yapay zekaya sahip makinelerce yaratılmış bir dünyada enerji kaynağı için küvezlere hapsedilmiÅŸ insanlık için oluÅŸturulan bir simülasyonu yani Matrix içinden özgür ve gerçek olan dünyaya doÄŸru kurtuluÅŸ öyküsünü anlatır.Gerçek diye bilinen herÅŸey aslında bir simülasyondan yani bir bilgisayar yazılımından ibarettir. Bir an için filmin konusundan sıyrılalım.Öyleyse, bizim için “Gerçek” nedir? Her geçen gün beynimizin bir yerlerinde bizi rahatsız eden bir kıymık mı? Yoksa Morpheus’un dediÄŸi gibi sadece simüle dünyamızı ÅŸekillendirmek için beynimizin bize etrafımızdaki nesneleri tanımlamak için gönderdiÄŸi elektirk sinyalleri ile oluÅŸan koca bir yalan mı?

İncil’de de buna benzer bir diyaloÄŸun iki kiÅŸi arasında geçtiÄŸini görürüz. Romalı Vali Pilatus’un önüne çıkartılan İsa Mesih, Pilatus’a önemli bir söz söyler: “Ben gerçeÄŸe tanıklık etmek için doÄŸdum, bunun için dünyaya geldim. Gerçekten yana olan herkes benim sesimi iÅŸitir.” Pilatus ise ÅŸu soruyu sorar “Gerçek nedir?” Hikayeyi biraz baÅŸa alalım. İsa, Yahudilerce Getsamani bahçesinde tutuklanıp, yargılanmadan ve öldürülmesi için kendi insanları tarafından Pilatus’un eline teslim edilmeden bir kaç saat önce Tomas’a gerçekle ilgili bir anahtar verir. ” Yol, gerçek ve yaÅŸam Ben’im.”

Tomas’ın kafasında canlandırmaya çalıştığı gerçek ile ilgili merakına verilen kesin bir cevaptır. Ve Tomas aracılığıyla, günahın sonucunda, gerçekle iliÅŸkisi kesilmiÅŸ insanlığa verilen kesin bir cevap… Amaçsızlığın eline teslim edilmiÅŸ olan yaratılışın Tanrı tarafından gerçek amacına yönlendirilmesinin cevabı ardından gelen sözlerle devam eder: ” Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez.”

Ölüm, fiziksel yaÅŸamımızın sonlanmasıdır. Beden tüm yaÅŸamsal fonksiyonlarını yitirir ve herÅŸey sonlanır. Fakat İncil farklı bir ölümden daha bahseder. Pavlus, Efeslilere yazığı mektubunda “Sizler bir zamanlar içinde yaÅŸadığınız suçlardan ve günahlardan ötürü ölüydünüz. Bu dünyanın gidiÅŸine ve havadaki hükümranlığın egemenine, yani söz dinlemeyen insanlarda ÅŸimdi etkin olan ruha uymaktaydınız.”(Ef.2:1-2) der. Pavlus kısaca şöyle demektedir. Fiziksel olarak hepiniz saÄŸlıklı olabilirsiniz, paranız, yatınız, katınız, hobileriniz, sevinçleriniz, anlık mutluluklarınız size dünyayı zevkli kılacak herÅŸeye sahip olabilir ya da olamayabilirsiniz. Ama tüm bunlara sahipken dahi ölüydünüz. Ölüydük çünkü gerçeÄŸe sahip deÄŸildik. Günahın en büyük kötülüğü gerçek olan yaÅŸamlarımızı simüle yaÅŸamlara dönüştürmüş olamasıdır. Adem ile Havva’nın yasak olan aÄŸaçtan yemesinden sonra gerçek hiçbir zaman insan nesli için tek olmamıştır. Her zaman görecelidir. Yani bir elektrik sinyali…

İsa, Tomas’a verdiÄŸi anahtar ile sanal dünyasının hemen yanı başında duran kapıyı açmasını ister. Ben hep bu ÅŸekilde düşündüm. “Anahtarı çevir ve Tanrı’ya giden yolu göreceksin ve o yol Ben’im”. O yolun sonunda seni Gerçek Olan bekliyor. Tek Gerçek. Görmemiz gereken tek bir ÅŸey var, o da etrafı sanal duvarlarla çevrili bir dünya. Belki de Matrix’in sanal bir sistem olduÄŸunu Morpheus sayesinde keÅŸfeden Neo gibi tepki vereceÄŸiz. Kabullenmekte zorluk çekeceÄŸiz. ArkadaÅŸlarımızın, ailemizin, okulumuzun, zevklerimizin,deÄŸerlerimizin doÄŸru ya da gerçek saydığımız kavramların, sahip olduÄŸumuz herÅŸeyin yani hayatımızın günahın sonucunda gerçek olan Tanrı ile hiçbir alakasının olmadığını gördüğümüzde kabul edemeyeceÄŸiz. Fakat Tanrı ile birebir bir iliÅŸkiye sahip olmanın ve bunun için İsa Mesih tarafından bir bedel ödendiÄŸi gerçeÄŸi hep gözümüzün önünde duracak.

İsa Mesih’in ölümden diriliÅŸini her kutladığımızda aklıma hep Tomas gelir. Belkide kuÅŸkucu geçmiÅŸimle kurduÄŸum bir paralelliktendir. İsa Mesih çarmıha gerildikten sonra bir mezara konur. Ama üçüncü gün mezar boÅŸtur. İsa insan aklının kavrayamayacağı bir ÅŸekilde ölümden dirilmiÅŸtir. Bunun ispatı öğrencilerinin tanıklıklarında yatar. Bir çok öğrencisine görünür. Tomas aralarında yoktur. Kendisine İsa’nın dirldiÄŸi haberi verildiÄŸinde ise sanal bir dünya ile gerçeÄŸin çizgisi üzerinde duran bir adamın cevabını verir. “O’nun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parmağımla dokunmadıkça ve elimi böğrüne sokmadıkça inanmam” (Yuh.20:25)

KuÅŸkuculuÄŸundan ya da gerçeÄŸi kabullenememesinden midir, bilinmez. Ama sekiz gün sonra gerçeÄŸi bizzat deneyim eder. İsa görünür ve gerçeÄŸin anahtarını çevirmek üzere olan Tomas’a “Parmağını uzat” der, “Ellerime bak, elini uzat, böğrüme koy. İmansız olma, imanlı ol!”

İşte o an deriz ya tüm sanal dünya Tomas için son bulur. Anahtar çevrilir ve kapı açılır. Tomas gerçeğin sesini işitir.

Yorum yapma kapalı.

Avatar ve Aden Bahçesi